Mevcut eşitsizlikler nedeniyle bazı gruplar iklim değişikliğinin sonuçlarıyla daha ağır biçimde karşı karşıya kalırken, engelli bireyler ve özellikle engelli kadınlar en yüksek risk altındaki gruplar arasında yer alıyor.
- Engelli bireyler; sıcak hava dalgaları, kasırgalar ve seller gibi aşırı hava olayları sırasında ölüm veya yaralanma açısından 2 ila 4 kat daha yüksek riskle karşı karşıya kalıyor.
- ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, afet nedeniyle tahliye edilen sağır bireylerin yüzde 59’u afet sonrasında evlerine geri dönemiyor.
- Engelli bireylerin sağlık hizmetlerine erişmelerinin engellenme olasılığı 3 kat daha yüksek.
- Afet riskinin yüksek olduğu belirli bölgelerde gerçekleştirilen çalışmalar, engelli bireylerin yüzde 87’ye varan bir bölümünün kriz sırasında evlerinde mahsur kaldığını ortaya koyuyor.
- Engelli bireylerin yalnızca dörtte biri afet durumunda tahliye talimatlarını kolaylıkla takip edebiliyor. Erken uyarı sistemlerinin erişilebilir olmaması, afet anında engelli veya yaşlı bireylerin güvenli biçimde tahliye edilmesini zorlaştırabiliyor.
- İklim kaynaklı afetlerde sağlık altyapısının zarar görmesi sürekli sağlık hizmetine, ilaca veya destekleyici araçlara ihtiyaç duyan kişileri daha yüksek risklerle karşı karşıya bırakabiliyor.
Ağır sonuçları var
Engelli kadınlar afetler sırasında tahliye, insani yardım, barınma ve temel hizmetlere erişimde ciddi engellerle karşılaşırken; afet sonrasında şiddet, ihmal ve sömürü risklerine de daha fazla maruz kalabiliyor. Toplumsal cinsiyet rolleri ve kadınlara yüklenen bakım sorumlulukları bu riskleri büyütüyor. Örneğin, afet anında evden çıkmadan önce “uygun” şekilde giyinme yönündeki toplumsal baskı dahi kadınların tahliyesini geciktirebilirken; engelli kadınlar açısından bu baskı hareket kısıtlılığı, bakım sorumlulukları ve erişilebilirlik sorunlarıyla birleşerek daha ağır sonuçlar doğurabiliyor.
İklim krizinin etkileri afet anıyla da sınırlı değil. Krizle birlikte derinleşen yoksulluk, işsizlik, göç ve yerinden edilme ile artan bakım yükü, engelli kişilerin bağımsız yaşamını ve toplumsal yaşama eşit katılımını zorlaştırıyor. Artan yaşam maliyetleri ve yetersiz sosyal destek mekanizmaları, zaten daha yüksek yoksulluk riskiyle karşı karşıya olan engelli kişilerin ekonomik kırılganlığını daha da artırabiliyor.
Kimseyi geride bırakmamak
Avrupa Birliği tarafından desteklenen, UN Women’ın “Eşitlik ve Kadınların Güçlenmesi için Güçlü Sivil Alan” projesi kapsamında desteklenen Engelli Kadın Derneği’nden Yönetim Kurulu Üyesi İdil Seda Ak şunları söylüyor:
“İklim adaleti, engelli kişileri yalnızca iklim krizinden etkilenen ve korunması gereken ‘kırılgan’ bir grup olarak görmek yerine, onları iklim adaleti mücadelesinin eşit haklara sahip özneleri olarak kabul etmekle mümkün. Bunun için engelli kişilerin iklim politikalarının oluşturulmasından afet risk azaltma ve iklim uyum çalışmalarına kadar tüm süreçlere erişilebilir, eşit ve anlamlı katılımı güvence altına alınmalı; engelli kişilere afet öncesinde ve sırasında ihtiyaçlarına uygun bilgi ve destek sağlanmalı. İklim finansmanı ve bütçelerinde erişilebilirlik gözetilirken, çoklu ayrımcılığa maruz kalan kişilerin farklılaşan ihtiyaçları dikkate alınmalı; engellilik kapsayıcı veri toplama ve düzenli izleme mekanizmaları geliştirilmelidir. Çünkü ‘kimseyi geride bırakmamak’ ilkesi ancak engelli kişilerin haklarının iklim politikalarının merkezine yerleştirilmesiyle anlam kazanabilir: Kapsayıcı olmayan bir geçiş, adil bir geçiş değildir.”
Milliyet-UN Women işbirliği
Milliyet, küresel medya birliği Media Compact üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ile iklim krizinin çok boyutlu etkilerini ele alan yazı dizisine devam ediyor. Dizi, 9-20 Kasım tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP31) kadar sürecek.
9 yılın yol haritası
Brezilya’nın Belém kentinde 2025 yılında düzenlenen COP30’da kabul edilen Belém Toplumsal Cinsiyet Eylem Planı, iklim eyleminde toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmek için 2026-2034 dönemini kapsayan küresel bir yol haritası sunuyor.
Plan, kapasite güçlendirme, bilgi paylaşımı ve iletişim, kadınların liderliği ve karar mekanizmalarına anlamlı katılımının güçlendirilmesi, toplumsal cinsiyete duyarlı uygulamalar ile izleme ve raporlama gibi öncelikli alanlarda ülkelere rehberlik ediyor. UN Women, planın etkili biçimde uygulanabilmesi için insan hakları temelli yaklaşımların, yeterli finansmanın, teknolojiye erişimin ve kapasite geliştirme çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Kurum, hükümetler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve diğer paydaşlarla birlikte çalışarak iklim eyleminin daha kapsayıcı, eşitlikçi ve sürdürülebilir hale gelmesini desteklemeyi sürdürüyor.
The post İklim krizinin görünmeyen yüzü first appeared on .